5. "Ey Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
5. "Ey Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
﴿٥﴾
Ey Rabbimiz! Bizi o küfredenlere fitne yapma. Onları bize gâlip kılma. Ki, hak üzere olduklarını sanıp çılgınlığa uğrarlar. Bizim yüzümüzden akılları gider (doğruya meyletmekten kayar). Bizi bağışla ey Rabbimiz! Çünkü Sen mülkünde yegâne güçlü, yaptıklarında hikmet sâhibisin. “
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Rabbimiz, bizi inkâr edenler için deneme kılma. Bizi bağışla! Rabbimiz, şüphesiz güçlü ve hakim sensin!
Rabbimiz! Kâfirleri bize musallat ederek bizi küfre sapanlar için bir deneme kılma. (Eğer bize musallat olurlarsa) Onlar (kâfirler) şöyle diyeceklerdir: "Eğer onlar hak üzerinde olsalardı, biz onlara hakim güç kılınmazdık. Rabbimiz! Bizim günahlarımızı bağışla. Şüphesiz sen; hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Azîz/mutlak galipsin. Yaratmanda, şeriatinde ve takdir etmende çok hikmet sahibisin."
Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için deneme konusu kılma, bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegâne galip ve hikmet sahibi, ancak sensin.
Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için bir sınama konusu yapma. Bizi bağışla ey rabbimiz! Çünkü kudret ve hikmet sahibi olan sensin.
Ey Rabbimiz! Bizi, o kâfir olanların fitnesi kılma, (bizi onlara ezdirme); bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen, Azîz’sin= her şeye galibsin, imansızlardan intikam alırsın, Hakîm’sin= müminlere zafer veren hikmet sahibisin."
«ORabbimiz! Bizi, inkar edenlerle deneme; bizi bagisla, dogrusu Sen, guclu olan, Hakim olansin.»
Ey Rabbimiz! Bizi o küfre sapanlarla imtihan etme, (onların yüzünden bizi fitneye uğratma), bizi bağışla ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen, çok üstünsün, çok güçlüsün, hikmet sahibisin.
«Rabbimiz! Bizi inkar edenler için bir fitne kılma, (onlara mağlub etme!) bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegane gâlib ve hikmet sahibi ancak sensin.»
«Ey Rabbimiz, bizi o küfredenler için bir fitne (mevzuu) yapma. Bizi yarlığa Rabbimiz. Çünkü hakıykat gaalib-i mutlak, yegâne hukûm ve hikmet saahibi Sensin Sen».
`Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için bir imtihan (vesîlesi) kılma! (Onları bize musallat etme!) Rabbimiz! Bize mağfiret eyle! Şübhesiz ki Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen) ve Hakîm(her işi hikmetli olan) ancak sensin!`
Ey Rabbımız; bizi, o küfredenler için bir fitne kılma. Bağışla bizi. Ey Rabbımız; doğrusu Aziz, Hakim olan Sensin Sen.
«Ey Rabbimiz! Bizi kâfir olanlar için bir fitne kılma ve bizim için mağfiret buyur. Ey Rabbimiz, şüphe yok ki azîz, hakîm olan ancak Sen’sin.»
Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerle imtihan etme; bizi bağışla, doğrusu sen, güçlü olan, Hakim olansın.
"Ey Ulu Rabbimiz, bizi kâfirlere deneme konusu kılma, affet bizi. Çünkü Sen azîz ve hakîmsin (mutlak galip, tam hüküm ve hikmet sahibisin)."
Aynı konudaki âyetler: Mümtehine 6
Medîne’de, Hudeybiye Baris Antlasmasi ile Mekke’nin fethi arasinda, muhtemelen hicretin sekizinci yilinda indirilmistir. Adini, onuncu ayetinde geçen “femtehinûhunne: Medîne’ye siginan kadinlarin mümin olup olmadiklarinin anlasilmasi için onlari sinayin, imtihân edin!” kelimesinden almistir. Mümtehine: Imtihân eden sûre ve Mümtehane: Imtihan edilen kadin adlariyla anilan sûre, 13 ayettir.Mekkeli müsrikler Müslüman bir kabîleye saldirarak Hudeybiye antlasmasini çigneyince, Hz. Peygamber Mekke’ye ani bir baskin düzenlemek üzere gizlice hazirliklara basladi. Ancak Peygamberin arkadaslarindan Hâtib b. Ebi Beltea, bunu müsriklere bildirmek için bir cariye ile Mekke’ye mektup gönderdi. Hz. Peygamber, Allah’tan aldigi vahiy sayesinde bunu ögrenerek mektubu yerine ulasmadan ele geçirdi. Aslinda iyi bir Müslüman olan Hâtib’a bu mektubu niçin gönderdigini sorunca, o bunu Islâm’dan döndügü veya kâfirlere sempati duydugu için degil, yalnizca Mekke’deki akrabalarini müsriklerin saldirisindan korumak amaciyla yaptigini söyledi. Bunun üzerine Peygamber onun dogru söyledigini belirtti ve gerekli uyarilari yaptiktan sonra onu affetti. Iste bu olay üzerine, basta Hâtib olmak üzere kiyâmete kadar gelecek bütün müminleri, Islâm düsmanlarina yardimci olmamalari konusunda uyaran asagidaki ayetler nazil oldu: