19. Şeytan onları hakimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
19. Şeytan onları hakimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
﴿١٩﴾
Şeytana itâat etmeleri sebebiyle bunları şeytan istila etmiş, artık o, bunlara Allah'ı hatırlamayı bile unutturmuştur. Bunlar şeytanın taraftarıdırlar. Ona uyanlardır. Dikkat edin! Hiç şüphe yok ki, şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Şeytan onları hükmü altına almış ve onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. Onlar, şeytanın hizbidir. Şunu bilin ki şeytanın hizbi hüsrana uğrayanlardır.
Şeytan onları hükmü altına almış ve vesvesesi ile onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. Böylece onlar, Allah'ı razı edecek olan amelleri yapmamışlar, ancak Allah'ı gazaplandıracak amelleri işlemişlerdir. İşte bu sıfatlar ile vasfolunmuş olan kimseler İblis'in ordusu ve İblis'e tabi olanlardır. Dünyada ve ahirette asıl hüsrana uğrayanlar İblis'in ordusu ve İblis'e tabi olanlardır. Onlar sapıklığa karşılık olarak hidayeti, cehenneme karşılık olarak ise cenneti satmışlardır.
Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.
Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki kaybedecek olanlar da şeytanın yandaşlarıdır!
Bunları şeytan kaplamış da Allah’ı hatırlamayı kendilerine unutturmuştur. Bunlar şeytan taraftarlarıdırlar. Bilin ki, şeytan taraftarı olanlar, hep hüsrana (perişanlığa) düşenlerdir.
seytan onlarin baslarina dikilip Allah’i anmayi unutturmustur. Iste onlar seytanin taraftarlaridir. Iyi bilin; seyatanin taraftarlari elbette husrandadirlar.
Şeytan onlara karşı üstünlük sağlamıştır da Allah’ı anmayı kendilerine unutturmuştur. İşte bunlar şeytanın dostları ve yandaşlarıdır. Haberiniz olsun ki, hüsrana uğrayanlar, ancak şeytanın dost ve yandaşlarıdır.
Şeytan onları istilâ etmiş, onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. Onlar, şeytanın hizbi (partisi)dir. İyi bilin ki şeytanın partisi kaybedecektir.
Bunları şeytan istîlâ etmiş, artık o, bunlara Allâhı hatırlamayı bile unutdurmuşdur. Bunlar şeytan fırkası (mensûbları) dır. Gözünüzü açın ki şeytan fırkası (na tâbi’ olanlar) hakıykaten hüsrana düşenlerin ta kendileridir.
Şeytan onları hükmü altına almıştır da Allah`ı zikretmeyi kendilerine unutturmuştur.İşte onlar, şeytanın tarafdarlarıdırlar! Dikkat edin! Şeytanın tarafdarları hüsrâna uğrayanların ta kendileridir!
Şeytan onlara baskın gelip Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin ki; şeytanın taraftarları muhakkak hüsrana uğrayanların kendileridir.
Onların üzerlerine şeytan galebe etmiş de onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. Onlar, şeytanın askerleridir. Haberiniz olsun ki şüphe yok şeytanın askerleri, onlar, hüsrâna uğramış olanlardır.
Şeytan onları istila etmiş, onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. Onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin ki şeytanın taraftarları mutlaka kaybedenlerdir.
Şeytan onların akıllarını çelmiş de onlara, Allah’ı hatırlamayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın takımıdır ve şunu unutmayın ki şeytanın takımı ziyan ve hüsrana mahkûmdur.
Medîne döneminde, hicretin besinci yilinda indirilmistir. Kocasi tarafindan haksizliga ugrayan bir kadinin hak arayisindan söz eden ilk ayetinde geçen “tücadiluke: seninle tartisan kadin” kelimesinden bu adi almistir. “Mücâdele: tartisma” ve “Mücadile: tartisan kadin” adlariyla taninir. 22 ayettir. Islâm öncesi Arap geleneklerine göre, erkek karisina “Senin sirtin (vücudun) bana anamin sirti gibidir! Yani, sen bundan böyle, bana öz annem gibi haramsin; benim gözümde artik anam bacim gibisin! Bu yüzden, ömür boyu bir daha sana el sürmeyecegim!” deyince bir daha esine yaklasamazdi. “Zihar” adi verilen bu çirkin gelenek, kari kocayi birbirlerine ebediyen haram kilar, fakat zavalli kadina bir baskasiyla evlenme hakki tanimazdi. Iste günün birinde, Medîne’de yine böyle bir olay meydana geldi. Kocasi tarafindan “zihar” yapilan Havle binti Salebe adindaki bir kadin, kendisine yol göstermesi için Peygamberin huzuruna gelip durumu ona arz etti. Peygamber bu konuda bir ayet olmadigini, ancak kendi görüsüne göre kocasindan ayrilmasi gerektigini ona söyledi. Kadincagiz, ugradigi haksizligi tekrar tekrar dile getirerek bir çözüm bulmasi için Peygambere israrla yalvariyor, Peygamber de hep ayni cevabi veriyordu. Sonunda kadin, çaresizlik içinde basini göge kaldirip “Ey Allah’im!” diye yalvardi, “Yalnizligimin siddetinden ve beni perisan edecek ayrilik acisindan sana sikâyette bulunuyorum! Küçük çocuklarim var, onlari babasina biraksam telef olacaklar, yanima alsam aç kalacaklar! Bana bir yol göster yâ Rab!” Sonra arkasini dönüp gitti. Kadin henüz Peygamberin huzurundan ayrilmisti ki, asagidaki ayetler nazil oldu: