32. Bu böyle. Her kim de Allah'ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah'a karşı gelmekten sakınmasından)dır.
32. Bu böyle. Her kim de Allah'ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah'a karşı gelmekten sakınmasından)dır.
﴿٣٢﴾
Durum böyledir. Her kim Allah'ın şeairine tazimde bulunursa, şüphesiz bu o şeaire-sedir: Kurbanlık için Harem-i şerife sevk edilen develerdir-güzel yetiştirmek ve semizleştirmek suretiyle tazimde bulunmak, onların kalblerinin takvasındandır. Bu hayvanlar, kurbanlık oldukları anlaşılacak bir şeyle işaretlendikleri için“Şeair“ diye isimlendirilmişlerdir. Meselâ develeri hörgüçlerinden bir demirle işaretlemek gibi. Âyet-i kerîme’de geçen “ Zâlike ”lafz-ı celilinden önce mübteda olmak üzere bir, “ el-Emrü ” kelimesi mukadderdir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
İşte böyle! Kim Allah’ın nişanelerine saygı gösterirse elbette bu, kalplerin takvasından ileri gelir.
Yüce Allah tevhidi, kendisine ihlasla (ibadet edilmesini), putlardan ve yalan sözden sakınmayı emreder. Kim dinin nişanelerini tazim ederse -Hac ibadetleri ve hac kurbanı bundandır- elbette bu, Rabbine karşı kalplerin takvasından ileri gelir.
Durum öyledir. Her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır.
Evet, bu böyledir. Kim Allah’a ait nişânelere saygılı davranırsa, bu kalplerin takvâlı olmasındandır.
Bu uzaklaşma Allah’a eş koşanlar içindir. Fakat kim Allah’ın dinini (veya hac farzlarını) büyük tanırsa, şüphe yok ki, bu, kalblerin takvasındandır.
Bu boyledir; kisinin Allah’in nisanelerine hurmet gostermesi, kalblerin Allah’a karsi gelmekten sakinmasindandir.
(Gerçek) budur. Kim Allah’ın ibâdet için koyduğu alâmet ve ölçülere uyup saygı gösterirse, şüphesiz ki bu kalblerin takvası (Allah’tan korkup saygısızlıktan sakınması)dır.
Bu böyledir; kim Allah’ın nişanelerine, kurbanlıklarına saygı gösterirse, şüphesiz o kalblerin takvasındandır.
Bu, budur, kim Allahın şeaairini büyük tanırsa şübhesiz ki bu, kalblerin takvaasındandır.
Bu (böyle)dir! Kim Allah`ın şeâirine (dîninin alâmetlerine) hürmet ederse, artık şübhesiz bu, kalblerin takvâsındandır.
Bu böyledir. Kim, Allah’ın nişanelerine saygı gösterirse; şüphesiz ki bu kalblerin takvasındandır.
İşte bu, böyledir. Her kim Allah’ın şeârine tazîm ederse, artık şüphe yok ki o, kalplerin takvâsındandır.
Bu böyledir. Kim Allah’ın emrettiği ibadet biçimlerine saygı gösterirse hiç kuşkusuz bu saygı kalplerdeki takvadan kaynaklanır.
Bu böyledir. Artık kim Allah’ın şeairini tazim ederse, şüphe yok ki bu, kalplerin takvâsındandır.