6. De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
6. De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
﴿٦﴾
Cinlerden de insanlardan da. "Vesvese veren şeytan..." cinlerden de insanlardan da olabileceğinin beyanıdır. Tıpkı yüce Allah'ın “İnsan ve cin şeytanlar... “ (En'am: 112) kavli şerifinde olduğu gibi. Yahut “mine'l-cinneti ” lâfzı, şeytanın vesvesesini beyandır. “Ve'n-Nâs” lâfzı ”el-Vesvâs“ üzerine atfedilmiştir. Her iki takdirde de, (bir önceki sûrede) sözleri geçen Lebid ve onun kızlarının şerlerine şâmil olmaktadır. Birinci takdire, “İnsanlar insanların kalplerine vesvese sokamaz. Onların kalplerine ancak cinler vesvese sokabilir“ diye itiraz edilmiştir. Ancak bu itiraz şu şekilde cevaplandırılmıştır: “İnsanlar da cinlerden olan şeytanlar gibi vesvese verirler. Onların vesveseleri (meselâ koğuculuk yapmak gibi) zâhiren kendilerinden sudur edebilecek bir tarzda olur. Sonra bu vesveseleri kalbe ulaşır ve buna götüren bir yolla (meselâ duyma yoluyla) orada yerleşip kalır. “ en doğrusunu Allahü teâlâ bilir. ********* Allah (celle celalühü) ; Efendimiz Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, onun âl ve ashâbına bol bol, sürekli ve ebedî olarak salât ve selâm eylesin. Allah bize kâfidir. Ve O, ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet, ancak yüce ve azamet sâhibi Allah'ındır. ********* son
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Cinlerden ve insanlardan!
O; cinlerden olduğu gibi, insanlardan da olur.
De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine) insanların İlâhına sığınırım!
De ki: "Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım!"
(O şeytan), cinlerden de olur, insanlardan da...
(1-6) De ki: «Insanlardan ve cinlerden ve insanlarin gonullerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin serrinden, insanlarin Tanrisi, insanlarin Hukumrani ve insanlarin Rabbi olan Allah’a siginirim."
(1-2-3-4-5-6) De ki: İnsanların Rabbına, insanların (yegâne) hükümdarına, insanların Tanrısına: Cinlerden ve insanlardan, insanların kalblerine vesvese verip (Allah anılınca da) sinsice geri çekilen vesve-secinin şerrinden sığınırım..
Gerek cinlerden, gerek insanlardan.
(O şeytan) gerek cinden, gerek insandan (olsun).
`Gerek cinlerden, gerekse insanlardan!`
Gerek cinnlerden, gerek insanlardan.
«(O vesvese veren) Gerek cinden ve gerek insandan (olsun, hepsinden de Allah’a iltica etmelidir).»
Gerek cinlerden, gerek insanlardan.
O şeytan, cinlerden de olur, insanlardan da olur.
Mekke döneminin ilk yillarinda, Felak sûresinin hemen pesinden nazil olmustur. Adini, ayetlerin sonunda tekrar edilen “en-Nâs: Insanlar” kelimesinden almistir. 6 ayettir. Bir önceki sûrede, kendilerinden Allah’a siginmamiz gereken kötülükler tanitilmisti. Burada ise, kendisine siginmamiz gereken Allah’in Rab, Melik, Ilâh oldugu anlatiliyor ve bütün kötülüklerin kaynagi olan insan ve cin “seytan”larina isâret ediliyor. Rabb; terbiye eden, yetistiren, egiten, hayatin programini yapan yetkili varlik demektir. Buna göre insanin yaptigi seyleri ona yaptirtan, yapmadiklarini da yaptirtmayan güç onun rabbidir.Melik; hükümdar, kral, padisah demektir. Bu kelimenin kökünde, sahip ve hakim olma anlami vardir. Varlik O’nun oldugu için, varlik üzerinde yönetim hakki da O’nundur.Ilâh; kulluk ve itaate lâyik kutsal varlik, yani tanri demektir. Allah, insanlarin yegane Rabb’i, Melik’i, Ilâh’i oldugundan O’ndan baska hiçbir varliga kulluk edilmemeli, dünya ve ahiret saadeti için yanlizca O’nun hükümlerine itaat edilmeli ve yalnizca O’na siginilmalidir.