23. Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.
23. Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.
﴿٢٣﴾
Allahü teâlâ bunu haber verdi ki, elden yitirdiklerinize yanmayasınız, mahzun olmayasınız, size verdikleri ile de şımarıklık sevinci ile sevinmeyesiniz. Aksine nimete, şükür sevinci iie sevinesiniz. Allah böbürlenen, nail olunduğu nimetler karşısında kibirlenen, onunla insanlara karşı çok övünen hiç kimseyi sevmez. Âyet-i kerîme'de geçen “ key” lâfzı, fiili nasb eden âmil olup ”en“ mânâsındadır. Âyet-ı kerîme'de geçen “ Âtâküm” lâfzı, medlî ve kasrlı olarak okunmuştur. Medli okununca “size verdikleri.....” mânâsında, kasırlı okununca da “size getirdikleri.....” mânâsındadır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Elinizden çıkana üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız için Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.
-Ey insanlar!- Kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve size verdiğimiz nimetlerle şımarmayasınız diye böyle yaptık. Şüphesiz Yüce Allah, verdiği ile insanlara karşı kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.
(Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.
Kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve O’nun size verdikleriyle şımarmayasınız diye (böyle yapmıştır). Allah kendini beğenen, böbürlenen hiç kimseyi sevmez.
(Her şey yazıldı ve tesbit edildi ki, dünya nimetlerinden) elde edemediğinize üzülmiyesiniz ve (Allah’ın) size verdiğine de güvenib sevinmiyesiniz. Allah çok öğünüb kurulanın hiç birini sevmez.
Bu, kaybettiginize uzulmemeniz ve Allah’in size verdigi nimetlerle simarmamaniz icindir. Allah, kendini begenip ogunen hic kimseyi sevmez.
Bu da, elinizden çıkana tasalanmamanız ve size verdiğine fazla sevinmemeniz içindir. Allah, çok övünen böbürlenen kimselerden hiçbirini sevmez.
Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.
(Allah bunu) elinizden çıkana tasalanmayasınız, Onun size verdiği ile sevinip şımarmayasınız diye (yazmışdır). Allah çok böbürlenen her kibirliyi sevmez.
Tâ ki elinizden gidene üzülmeyesiniz ve (Allah`ın) size verdiği ile şımarmayasınız! Çünki Allah, bütün kendini beğenenleri, çok övünenleri sevmez.
Kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye. Allah; kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.
(Hadiselerin öyle tesbit edilmiş olması şu hikmete mebnî haber veriliyor ki:) Sizden gaip olan üzerine müteessir olmayasınız. Ve size verdiği ile de sevinip mağrur olmayasınız. Ve Allah, her bir böbürleneni, çok iftihar edeni sevmez.
Amaç, kaybettiklerinize üzülmemeniz ve O’nun size verdikleri yüzünden şımarmamanızdır. Allah kendini beğenmiş şımarıkları sevmez.
Bu da, elinizden çıkan şeylerden dolayı gam yememeniz, Allah’ın size nasib ettiği nimetlerle de şımarmamanız içindir. Allah övünüp duran, kibirli, kendini beğenmiş kimseleri sevmez.
Aynı konudaki âyetler: Bakara 195, Âl-i İmrân 49, Âl-i İmrân 180, Nisâ 36, Nisâ 37
Aynı konudaki âyetler: Âl-i İmrân 14, Nisâ 134
Aynı konudaki âyetler: En'âm 59, Tevbe 51, Kamer 49, Hadîd 22
Medîne döneminin sonlarina dogru gönderilmis olan bu sûre, adini yirmi besinci ayetinde geçen “el-Hadid: demir” kelimesinden almistir. 29 ayettir.