8. Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
8. Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٨﴾
Bu, Allah'dan bir lütuftur ve O'ndan bir nimettir. Allah onları hakkıyla bilendir, kendilerine inam buyurması hususunda hikmet sâhibidir. Âyet-i kerîme’de geçen "Fadlen" lâfzı, mukadder bir "Efdale" fiili ile mansubmef ul-u mutlaktır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah, Alim'dir, Hakim'dir.
Sizler için hayrın kalplerinizde güzel gösterilmesi ve şerrin kötü gösterilmesi ancak Allah'tan bir ihsandır. O, size bunları fazlından ihsan etmiş ve sizi bu nimetler ile nimetlendirmiştir. Allah, kullarından şükredenleri hakkıyla bilir ve onları muvaffak kılar. O; çok hikmet sahibidir, her işi uygun olan yerine koyar.
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah alîmdir, hakîmdir.
Bilin ki Allah’ın elçisi aranızdadır. Birçok durumda o sizin dediklerinizi yapsaydı işiniz kötüye giderdi, fakat Allah size imanı sevdirdi ve onu gönlünüze sindirdi; inkârcılığı, yoldan çıkmayı ve emre aykırı davranmayı da size çirkin gösterdi. Allah tarafından bahşedilmiş bir lutuf, bir nimet olarak doğru yolu bulmuş olanlar işte onlardır (bu vasıflara sahip olan sizlersiniz). Allah her şeyi bilmekte, yerli yerince yapmaktadır.
Bu, Allah’dan bir fazilet ve bir nimettir. Allah Alîm’dir= her şeyi noksansız bilir, Hakîm’dir= bütün işlerde hikmet sahibidir.
(7-8) Bilin ki, icinizde Allah’in peygamberi bulunmaktadir. Eger o, bir cok islerde size uymus olsaydi suphesiz kotu duruma duserdiniz; ama Allah size imani sevdirmis, onu gonullerinize guzel gostermis; inkarciligi, yoldan cikmayi ve bas kaldirmayi size igrenc gostermistir. iste boyle olanlar, Allah katindan bir lutuf ve nimet sayesinde dogru yolda bulunanlardir. Allah bilendir, Hakim’dir.
(7-8) Bilin ki, içinizde Allah’ın Peygamberi bulunuyor. Eğer O, birçok işlerde size uymuş olsaydı, elbette sıkıntıya uğrar, kötü duruma düşerdiniz. Ne var ki, Allah, imânı size çok sevdirdi de onu kalbinizde süsleyip çekici kıldı. (Buna karşılık) küfrü, dinî ve ahlâkî sınırları aşmayı, baş kaldırıp itaatsizlikte bulunmayı size çirkin ve tiksindirici göstermiştir. İşte bu ölçüde olanlar, Allah’tan geniş lütuf, bol ihsan ve bir nîmet olarak doğru yolda bilerek yürüyenlerdir. Allah, bilendir ve hikmet sahibidir.
Bu, Allah’tan bir lütuf ve nimettir. Allah herşeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Size küfrü, faasıklığı, isyanı çirkin göstermesi sırf) Allahdan bir fazl (u kerem) ve ni’met olmak içindir. Allah hakkıyle bilendir, yegâne hukûm ve hikmet saahibidir.
(Bu,) Allah`dan bir lütuf ve bir ni`mettir. Allah ise, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
Allah’tan bir lutuf ve nimet olarak. Ve Allah Alim’dir, Hakimdir.
Öyle bir yola gidiş ise Allah Teâlâ tarafından bir lütuftur ve bir nîmettir ve Allah Teâlâ alîmdir, hakîmdir.
Bu size Allah’ın bir lütuf ve nimetidir Allah bilendir, hakimdir.
(7-8) İyi düşünün ki Allah’ın Resulü sizin aranızda bulunmaktadır. Şayet o birçok işte size uysaydı, haliniz yaman olurdu. Ama Allah size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde güzelleştirdi; inkârdan, fâsıklıktan ve isyandan ise sizi iğrendirdi. İşte Allah’tan bir lütuf ve nimet olarak doğru yolda yürüyenler onlardır. Allah her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Hicretin dokuzuncu yilinda, Mücâdele sûresinden sonra indirilmistir. Adini, “odalarin arkasindan Peygambere seslenmenin” nezaket kurallarina aykiri oldugunun vurgulandigi dördüncü ayette geçen “hucurât: odalar” kelimesinden almistir. 18 ayettir.