2. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
2. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
﴿٢﴾
İşte o yetimi itekleyen, şiddetle onu hakkından uzaklaştıran, Âyet-i kerîme’de geçen “fe-zâlike ” lâfzında, Fa'dan sonra bir “ hüve “ zamiri takdir edilir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Yetimi itip kakan işte odur.
İhtiyacından ötürü yetime kaba davranarak kovan da işte odur.
İşte o, yetimi itip kakar;
İşte odur yetimi itip kakan;
İşte bu kimsedir ki, itib kakıyor yetimi;
(2-3) Oksuzu kakistiran, yoksulu doyurmaga yanasmayan kimse iste odur.
(2-3) İşte odur yetimi itip kakan, yoksulu yedirmeyi teşvîk etmeyen.
İşte o, öksüzü iter, kakar.
İşte yetimi unf-ü şiddetle iten,
İşte o, yetîmi itip kakandır.
İşte o’dur yetimi şiddetle iten,
İmdi o kimsedir ki yetimi itiverir.
İşte o, öksüzü iter, kakar.
O, yetimi şiddetle itip kakar.
Mekke döneminin baslarinda, Tekasür sûresinden sonra indirilmistir. Adini, son ayetinde geçen “Mâûn: Küçük bir yardim, zekât” kelimesinden almistir. 7 ayettir.