7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
﴿٧﴾
Hidâyete erdirerek kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yoluna ilet! Gazâba uğrayanların Yahûdilerin ve sapıtanların Hıristiyanlarınyoluna değil! Âyet-i kerîme’de geçen “sırâtallezîne ” lâfzı, “ es-Sırâta “ dan bedeldir. “ gayril-magdûbi aleyhim” lâfzı da, sılasıyla birlikte ” ellezîne “ den bedeldir. Bedelin nüktesi, hak yola erdirilenlerin, Yahûdi ve hıristiyan olmadıklarını ifade etmektedir. En doğrusunu Allah bilir. Dönüş ve varış ancak O'nadır. Allah (celle celâlühü), efendimiz Hazret-i Muhammed'e, onun âl ve ashâbına bol bol, sürekli ve ebedî olarak salât ve selâm eylesin. Allahü teâlâ bize kâfidir. O, ne güzel vekildir! Güç ve kuvvet, ancak yüce ve azamet sâhibi olan Allah'a âittir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Nimet verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapanların değil.
Nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler gibi hidayet nimetini bahşettiğin kullarının yoluna (ilet). Bunlar ne güzel arkadaştır. Yahudiler gibi hakkı bildiği halde ona tabi olmayıp gazaba uğrayanların ve Hristiyanlar gibi hakkı ve doğru yolu aramayı ihmal edip, haktan ve o yolda ilerlemekten sapanların yoluna değil.
Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! Âmin.
Nimetine erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların yoluna da, dalâlete sapmışların yoluna da değil! Âmin!
Kendilerine, (fazlından ve ihsanından) nimet verdiğin kimselerin (Peygamberlerle velilerin) yoluna (hakkı kabul etmeyip küfre vardıklarından) gazâba uğrayanların ve sapıklarınkine değil... (Amin= Kabul buyur, Allah’ım!...)
Nimete erdirdigin kimselerin yoluna; gazaba ugrayanlarin, ya da sapitanlarin yoluna degil.
Nîmetine erdirdiğin kimselerin yoluna... Gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil.
O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.
(5-6-7) Bizi doğru yola, kendilerine ni’met verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanlarınkine, sapıklarınkine değil.
Kendilerine ni`met verdiğin kimselerin yoluna; gazab edilmiş olanların ve dalâlete düşenlerin (yoluna) değil! (Âmîn!)
Nimete erdirdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve dalalete düşenlerinkine değil.
(6-7) Bizleri doğru yola hidâyet et, o kendilerine in’am etmiş olduğun zâtların yoluna ilet, gazaba uğramışların ve sapık bulunmuşların yoluna değil.
Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil.
Nimet ve lütfuna nail ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.
Resûl-i Ekrem (s.a.s) sahâbe-i kirâmdan Ebû Saîd b. Muallâ'ya, "Mescitten çıkmadan önce sana Kur'an-ı Kerim'deki en büyük sûreyi bildireceğim." demişti. Namazın ardından ona şöyle buyurdu: "Bu sûre, yedi ayetten oluşan, namazlarda tekrar tekrar okunan Fâtiha sûresidir." (Buhârî, Tefsîr, (Fâtiha), 1.) "Fatiha'yı okumayanın namazı yoktur." (Buhârî, Ezan, 95.) Fatiha sûresi Kuran-ı Kerim'in ilk sûresi olduğu için "başlangıç" anlamına gelen "Fâtiha" adını almıştır.7 ayetten oluşmakta olup Mekke'de nazil olmuştur. Sûrenin ayrıca, "Ümmü'l-Kitab" (Kitab'ın özü) "es-Seb'ul-Mesânî" (Tekrarlanan yedi âyet) , "el-Esâs","el-Vâfiye", "el-Kâfiye", "el-Kenz", "eş-Şifâ", "eş-Şükr" ve "es-Salât" gibi başka adları da vardır.