5. Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.
5. Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.
﴿٥﴾
Nasıl ki, Rabbin seni hak uğrunda evinden çıkarmıştı. Halbuki mü'minlerden bir kısmı ise şüphesiz bu çıkışı hoş görmüyorlardı. Son cümle ” ehraceke “ deki kef'den hâldir Âyet'teki ” kema “ cer mesruru mahzûf bir mübtedanın haberidir yani onların hoş görmemeleri hususunda şu hâl için senin çıkartılmanın bir misali vardır. Halbuki senin çıkartılman onlar için hayırlı olmuştu. Bu da öyledir. Bu yukarıda anlatılanların beyanına gelince şöyledir: Ebû Sufyan Şam'dan bir kafileyle beraber (Mekke'ye) dönüyordu Rasülullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Ashâbı o kafileyi yakalayıp ganimet almak için harekete geçtiler. Hemen Kureyş de bunu haber aldı ve Ebû Cehil ile Mekke'nin askerleri o kafileden bu durumu def etmek için harekete geçtiler. Onların hepsi süvari idi. Ebû Sufyan sahil yolunda kafile ile beraber giderek kurtuldu. Sonra Ebû Cehil'e ” artık geri dön“ denildi. O ise kabul etmeyip Bedir tarafına yürüdü. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) de Ashâbı ile müşavere ederek “Allahü teâlâ bana iki taifeden birini vaadetti “ dedi ve hemen bir bölük, süvarilerle savaşmak üzere ona muvaffakat ettiler. Bir kısım da bunu hoş görmedi Ve Allahü teâlâ'nın da bir sonraki âyette belirteceği gibi ”Biz buna hazırlanmamıştık“ dediler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Rabbin seni hak uğrunda (Bedir'de savaş için) evinden çıkardığı zaman da; mü’minlerden bir grup bundan hoşlanmamıştı.
Allah -Subhanehu ve Teâlâ- ganimetlerin dağıtılmasında anlaşmazlığa düştükten sonra ganimetlerin bölüştürülmesini sizden almıştır. Bu hususu kendisine ve resulü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ait kıldı. Ey Resul! Müminlerden bir grup hoşnut olmamasına rağmen Rabbin sana indirmiş olduğu vahiy ile Medine'den müşriklerle karşılaşmak için çıkmanı emretmişti.
(Onların bu hali,) müminlerden bir gurup kesinlikle istemediği halde, Rabbinin seni evinden hak uğruna çıkardığı (zamanki halleri) gibidir.
Nitekim müminlerden bir kısmı isteksiz oldukları halde rabbin seni, doğru bir kararla evinden savaşa çıkarmıştı.
Ganimetlerin taksiminden bazı kimselerin hoşlanmayışı, Rabbin seni hak uğrunda (savaş için) evinden çıkardığı hale benzer. Çünkü müminlerden bir topluluk muhakkak ki (Savaşa çıkmak) istemiyorlardı.
Nitekim, Rabbin seni hak ugrunda evinden savas icin cikarmisti, oysa muslumanlarin bir takimi bundan hoslanmamisti.
Nitekim Rabbin seni hak uğrunda (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı da mü’minlerden bir kısmı bundan hoşlanmamış, isteksizlik göstermişlerdi.
Nitekim Rabbin seni, hak uğruna savaşmak için evinden çıkarmıştı. Oysa müslümanların bir kısmı o zaman bundan hoşlanmamışlardı.
(«Bedir» ganimetlerinin taksiminden ba’zıları nasıl hoşlanmadılarsa) Rabbin seni hak uğrunda evinden (harbe) çıkardığı zaman da (hal böyle idi.) Çünkü mü’minlerden bir zümre muhakkak ki isteksizdirler.
(Onların ganîmetler hakkındaki ihtilâfı) şu hâle benzer ki, Rabbin seni evinden hak uğruna (da`vân adına) çıkarmıştı da, (sâdece kervan için çıkıp, bir cihad emriyle karşılaşınca) doğrusu mü`minlerden bir kısmı (buna) gerçekten isteksizlerdi.
Nitekim Rabbın; seni evinden hak uğruna çıkarmıştı. Halbuki mü’minlerden bir zümre bundan hoşlanmamışlardı.
Nasıl ki, Rabbin seni hak uğrunda evinden çıkarmıştı. Mü’minlerden bir kısmı ise şüphe yok ki, bunu hoş görmüyorlardı.
(Ganimetlerin bölüşümü sırasında karşılaştığın bu hoşnutsuzluk) tıpkı mü’minlerin bir kesimi istemediği halde Rabbinin seni hak uğruna savaşmak için evinden çıkarmasına benzer.
(5-6) Nitekim pek yerinde ve gerekli bir iş için Rabbin seni evinden çıkardığı zaman da, müminlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı. Gerçek apaçık meydana çıktıktan sonra bile, onlar bu hususta seninle münakaşa ediyorlardı; sanki göz göre göre ölüme sevk ediliyorlardı.