2. Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır. Allah sizin yardımcınızdır. O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
2. Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır. Allah sizin yardımcınızdır. O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
﴿٢﴾
Allah, yeminlerinizin Maide sûresinde zikredilen keffaretle çözmek suretiyle çözülmesini size farz kılmıştır. Cariyeyi haram kılmak yeminin kısımlarındandır. (Acaba) Rasûlüllah keffaret ödedi mi? Mukatil, “mariye'yi haram kılmada bir köle azat etmiştir“ derken Hasan-ı Basrî ise “keffaret ödemediğini “söylemiştir. Çünkü Peygamberimizin günahları bağışlanmıştır. Allah sizin yardımcınızdır. Ve O, hakkıyla bilendir ve hikmet sâhibidir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Allah, yeminlerinizin (kefaretle) çözülmesini size meşru kılmıştır. Allah, sizin mevlanızdır. O, Alim'dir, Hakim'dir.
Eğer yeminlerinizi yerine getirmekten daha hayırlı bir şey bulduysanız Yüce Allah, yeminlerinizin kefaretle çözülmesini size meşru kılmıştır. Yüce Allah, sizin yardımcınızdır. O, sizin her halinizi ve neyin sizin için daha iyi olduğunu hakkıyla bilendir. O, şeriatinde ve takdir etmesinde hikmet sahibidir.
Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır. Sizin yardımcınız Allah'tır. O, bilendir, hikmet sahibidir.
Allah size (belli durumlarda) yeminlerinizi çözmeyi meşrû kılmıştır. Allah sizin yardımcınızdır; O bilendir, hikmet sahibidir.
Allah, yeminlerinizin (keffaret sûretiyle) çözülmesini size meşrû kılmıştır. Allah sizin yardımcınızdır; ve O, Alîm’dir= her şeyi bilir, Hakîmdir= bütün işlerinde hikmet sahibidir.
Allah suphesiz size, yeminlerinizi keffaretle geri almanizi mesru kilmistir. Allah sizin dostunuzdur. O, bilendir, Hakim’dir.
Şüphesiz ki Allah, yeminlerinizin çözümünü (keffaret vermeniz suretiyle) helâl kılmıştır. Allah sizin dostunuzdur, sâhibinizdir. O, bilendir, hikmet sahibidir.
Allah size yeminlerinizi çözmeyi meşrû kılmıştır. Allah sizin sahibinizdir. O bilendir, hikmetle yönetendir.
Allah, yeminlerinizin (keffâretle) çözülmesini size farz kılmışdır. Allah, sizin yardımcınızdır ve O, hakkıyle bilendir, tam hukûm ve hikmet saahibidir.
Allah, yeminlerinizin (keffâretini vermekle) çözülmesini doğrusu size meşrû` kılmıştır. Çünki Allah, Mevlânızdır! Ve O, Alîm (herşeyi bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
Allah; yeminlerinizin çözülmesini size meşru kılmıştır. Allah sizin mevlanızdır. Ve O; Alim’dir, Hakim’dir.
Allah, sizin için yeminlerinizin keffaretle çözülmesini meşru kılmıştır. Ve Allah, sizin mevlânızdır ve alîm, hakîm olan O’dur.
Allah size yeminlerinizi kefaretle geri almanızı meşru kılmıştır. Allah sizin dostunuzdur. O her şeyi bilir ve her yaptığı yerindedir.
Allah gerektiğinde yeminlerinizi çözmek için keffaret yolunu göstermiştir. Allah sizin yardımcınızdır, sahibinizdir. O her şeyi mükemmelen bilen, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Medîne döneminde, hicretin yedi veya sekizinci yilinda indirilmistir. Hz. Peygamberin helâl bir nîmeti kendisine yasaklama tesebbüsünün ele alindigi birinci ayetinde geçen “tuharrimu: Haram kiliyorsun, mahrum birakiyorsun” kelimesinden adini alan sûre, 12 ayettir.Hudeybiye baris antlasmasindan sonra, Islâm toplumunun hayat seviyesinde gözle görülür bir degisiklik olmus, fakat bu, Peygamberin evine ve ailesine ayni oranda yansimamisti. Çünkü Peygamber, önderi oldugu toplumda fakirlerin hayat seviyesine göre yasamayi kendisine ilke edinmisti. O, zaferden zafere kosan büyük bir devlet baskani olduktan sonra bile hiçbir zaman lüks ve satafata dalmamis, ömrünün sonuna kadar sâde ve mütevazi hayatini sürdürmüstü. Ne var ki, her kadin gibi Peygamberin hanimlari da her zaman ve her konuda olmasa da Islâm toplumunda gittikçe artan imkanlardan pay almak istiyor, bunun için Peygambere sik sik sikayette bulunuyorlardi. Buna karsilik Peygamber, dünyanin refah ve süsleriyle ilgili dileklerde bulunan hanimlarina bir uyarida bulunmak ve yasadigi mütevazi hayati degistirmeme konusundaki kararliligini ortaya koymak istedi ve bir ay boyunca eslerinden hiçbirisi ile birlikte olmayacagina yemin etti. Onun bu karari vermesinde esleri arasinda kiskançlik ve sürtüsmelere yol açan su olay da etkili olmustu:Hz. Peygamber, her ikindi namazi sonrasinda eslerinin odalarina düzenli olarak ugrardi. Hz. Peygamber’in böyle ziyaretlerinde Zeyneb b. Cahs O’na bal serbeti ikram ediyordu. Bu durumu kiskanan Hz. Aise, Hafsa ile anlasip Hz. Peygamber yanlarina geldiginde ona, agzindan megafir kokusu geldigini söylediler. Megafir, kötü kokan bir çiçektir. Ari, balini bu çiçekten almissa balinda megafir kokusu olur. Hz. Aise ile Hz. Hafsa, kendisinden kötü bir koku yayildiginda Peygamberin bundan çok rahatsiz olacagini bildiklerinden, Zeyneb’in yaninda kalmasini engellemek için bu hileye basvurmuslardi. Gerçekten de hile tesirini gösterdi ve Hz. Peygamber, bundan böyle bal serbeti içmeyecegine dâir Hz. Aise’nin yaninda yemin etti ve ona, bu durumu hiç kimseye anlatmamasini tembihledi. Fakat Hz. Aise, çok geçmeden bunu Peygamberin diger hanimi Hafsa’ya anlatti. Bunu ilâhî vahiy sayesinde ögrenen Peygamber, sirrini gizlemediginden dolayi onu azarladi.Bunun üzerine, bütün ümmete örnek olmasi gereken Peygamberin, eslerini memnun etmek için bile olsa bal serbetini veya herhangi bir helâl nîmeti kendisine yasaklamasinin dogru bir davranis olmadigini bildiren ve Peygamber eslerini, sahip olduklari yüce makâma yarasir fedâkârlik ve olgunlugu göstermeleri konusunda uyaran ve kiyâmete kadar gelecek mümin ve müminelere ibret dersleri veren mübârek Tahrîm sûresi nâzil oldu: