1. Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1. Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
﴿١﴾
Ey Peygamber! Resûlüllah Hazret-i Hafsa (radıyallahü anh) yokken onun evinde Mariye ile birlikte iken Hazret-i Hafsa çıka geldi de bu durumun kendi evinde ve yatağında olması ona çok dokununca “O, (Mariye) bana haramdır) demiştin. O'nu haram kılmakla niçin zevcelerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığı cariyen Mariye el-Kıbtiy'i haram ediyorsun? Bununla beraber Allah bu haram kılmayı sana bağışlayarak çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını aramak içi ne diye Allah’ın helal kıldığını (kendine) haram ediyorsun? Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
-Ey Peygamber!- Allah'ın sana helal kıldığı cariyen olan Mariya'dan istifade etmeyi niçin kendine haram kılıyorsun? Bununla, onu kıskanan eşlerini hoşnut mu etmek istiyorsun? Allah, seni çokça bağışlayıcıdır. Sana karşı çok merhametlidir.
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Ey peygamber! Allah’ın sana helâl kıldığını, eşlerini hoşnut etmek arzusuyla niçin kendine haram kılıyorsun? Bununla beraber Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.
Ey Peygamber! Zevcelerinin gönül rızasını arayarak Allah’ın sana helâl kıldığını niçin haram edersin. Bununla beraber (üzülme) Allah Gafûrdur= mağfireti boldur, Rahîm’dir= çok merhametlidir. (Rivayet edildiğine göre; Peygamber Aleyhisselâtü vesselâm bir defa Hz. Hafsa’nın gününde, diğer zeceleri bulunan Hz. Mariye ile beraber bulunmuşlar. Buna üzülen Hafsa’nın gönlünü almak için Mariye’yi kendilerine haram kıldılar. İşte bu ayet-i kerime, bu hadise üzerine nazil olmuş ve Hz. Peygamberin de zellesi bağışlanmıştır.)
Eslerinin rizasini gozeterek, Allah’in sana helal kildigi seyi nicin kendine yasak ediyorsun? Allah bagislayandir, aciyan’dir.
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arzulayarak Allah’ın sana helâl kıldığını neden kendine haram ediyorsun ? Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.
Ey peygamber, Allahın sana halâl kıldığı şey’i zevcelerinin hoşnudluğunu arayarak, niçin (kendine) haram ediyorsun? (Bununla beraber üzülme) Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Ey Peygamber! Zevcelerinin hoşnudluğunu arayarak, Allah`ın sana helâl kıldığı şeyi, niçin (kendine) tahrîm ediyor (haram kılıyor)sun? Bununla berâber Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
Ey Peygamber; eşlerinin hoşnudluğunu gözeterek Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah; Gafur’dur, Rahim’dir.
Ey Peygamber! Ne için sen zevcelerinin hoşnutluklarını ararsın da, Allah’ın sana helâl kıldığını haram kılarsın? Maamafih Allah gafûrdur, rahîmdir.
Ey peygamber! Niçin Allah’ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hayrı için kendine haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Ey Peygamber! Niçin eşlerini memnun etmek için sen kendini sıkıntıya sokup Allah’ın sana helâl kıldığı şeyleri nefsine âdeta haram kılıyor, kendini onlardan mahrum bırakıyorsun? Bilirsin ki Allah gafûrdur, rahîmdir (senin bu zelleni de bağışlar. Sana olan bu târizi, senin yüce makamını titizlikle korumasındandır).
Medîne döneminde, hicretin yedi veya sekizinci yilinda indirilmistir. Hz. Peygamberin helâl bir nîmeti kendisine yasaklama tesebbüsünün ele alindigi birinci ayetinde geçen “tuharrimu: Haram kiliyorsun, mahrum birakiyorsun” kelimesinden adini alan sûre, 12 ayettir.Hudeybiye baris antlasmasindan sonra, Islâm toplumunun hayat seviyesinde gözle görülür bir degisiklik olmus, fakat bu, Peygamberin evine ve ailesine ayni oranda yansimamisti. Çünkü Peygamber, önderi oldugu toplumda fakirlerin hayat seviyesine göre yasamayi kendisine ilke edinmisti. O, zaferden zafere kosan büyük bir devlet baskani olduktan sonra bile hiçbir zaman lüks ve satafata dalmamis, ömrünün sonuna kadar sâde ve mütevazi hayatini sürdürmüstü. Ne var ki, her kadin gibi Peygamberin hanimlari da her zaman ve her konuda olmasa da Islâm toplumunda gittikçe artan imkanlardan pay almak istiyor, bunun için Peygambere sik sik sikayette bulunuyorlardi. Buna karsilik Peygamber, dünyanin refah ve süsleriyle ilgili dileklerde bulunan hanimlarina bir uyarida bulunmak ve yasadigi mütevazi hayati degistirmeme konusundaki kararliligini ortaya koymak istedi ve bir ay boyunca eslerinden hiçbirisi ile birlikte olmayacagina yemin etti. Onun bu karari vermesinde esleri arasinda kiskançlik ve sürtüsmelere yol açan su olay da etkili olmustu:Hz. Peygamber, her ikindi namazi sonrasinda eslerinin odalarina düzenli olarak ugrardi. Hz. Peygamber’in böyle ziyaretlerinde Zeyneb b. Cahs O’na bal serbeti ikram ediyordu. Bu durumu kiskanan Hz. Aise, Hafsa ile anlasip Hz. Peygamber yanlarina geldiginde ona, agzindan megafir kokusu geldigini söylediler. Megafir, kötü kokan bir çiçektir. Ari, balini bu çiçekten almissa balinda megafir kokusu olur. Hz. Aise ile Hz. Hafsa, kendisinden kötü bir koku yayildiginda Peygamberin bundan çok rahatsiz olacagini bildiklerinden, Zeyneb’in yaninda kalmasini engellemek için bu hileye basvurmuslardi. Gerçekten de hile tesirini gösterdi ve Hz. Peygamber, bundan böyle bal serbeti içmeyecegine dâir Hz. Aise’nin yaninda yemin etti ve ona, bu durumu hiç kimseye anlatmamasini tembihledi. Fakat Hz. Aise, çok geçmeden bunu Peygamberin diger hanimi Hafsa’ya anlatti. Bunu ilâhî vahiy sayesinde ögrenen Peygamber, sirrini gizlemediginden dolayi onu azarladi.Bunun üzerine, bütün ümmete örnek olmasi gereken Peygamberin, eslerini memnun etmek için bile olsa bal serbetini veya herhangi bir helâl nîmeti kendisine yasaklamasinin dogru bir davranis olmadigini bildiren ve Peygamber eslerini, sahip olduklari yüce makâma yarasir fedâkârlik ve olgunlugu göstermeleri konusunda uyaran ve kiyâmete kadar gelecek mümin ve müminelere ibret dersleri veren mübârek Tahrîm sûresi nâzil oldu: